Adana Halk Sağlığı Müdürlüğü'nün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile İlgili Basın Bülteni
 
Kadınlar, yaşamımızın doğumdan ölüme kadar her anında varlıklarıyla onurlandığımız, ihtiyacımız olduğunda desteklerini esirgemeyen, eğiten, yetiştiren, bizi biz yapma yolunda yüreklerindeki sevgi ve şefkati karşılıksız veren, anne olmanın getirdiği büyük kutsallığa sahip olan, sorumluluk sahibi, ailesine yön veren ve gelecek nesilleri yetiştirendir. Annelik rolü ile yeni nesillere şekil veren, yetiştirdikleri nesillerle geleceğimizin şekillendirilmesinde önemli rol oynayan kadınlarımız ailenin ve toplumun temel taşıdır. Bu nedenle kadınlarımızın her alanda eğitim alması, gelişmesi ve farkındalığının artması ülkemizin geleceğe yapacağı en büyük yatırımdır. Hiçbir kadın hayatını başladığı noktada sürdürmemeli, sürekli geliştirilmeli ve eğitilmelidir.
 
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında çok büyük fedakarlıklar gösteren kadınlarımız tüm dünya ulusları içinde en çok saygıya değer kadındır. Tarihimizin  her döneminde fedakarlıktan çekinmeyen kadınlarımız, modern ve çağdaş Türkiye’nin oluşmasında söz sahibi olmuşlardır. Buna paralel olarak Türk kadınının, eğitimde, bilimde, sanatta, ekonomide, siyasette, kamu yönetiminde kısacası hayatın her alanında yaptığı çalışma ile elde ettiği başarı her geçen gün artmaktadır.
 
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1977 yılında 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kabul etmiştir. Kadınlara eşit hakların verilmesinin dünya barışını güçlendireceği ve kadınların kendilerini geliştirmelerine olanak vereceği düşüncesi bu kabulde önemli rol oynamıştır. Gelecek nesli yetiştirecek olan kadınlarımızın fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlığının tam bir iyilik halinde olması Halk Sağlığı Müdürlüğümüzü yakından ilgilendirmektedir. Kadın ve üreme sağlığı kapsamında doğurgan çağdaki (15-49 yaş) kadınlarımızın en az yılda 2 defa Aile hekimlerine giderek sistemik muayenelerini yaptırması birçok hastalığın erken tanınması için önemlidir. Aile hekimlerimiz, anne ölümlerini önlemek amacıyla doğum öncesi, doğum sonrası bakım hizmeti vermekte, tespit ettiği gebelere gebelik süresince en az 4 kez, lohusalık döneminde de en az 3 kez takip etmekte, bu dönemlerde kansızlığı önlemek için demir tabletleri, D vitamini damlaları dağıtmakta ve gebelik dönemindeki aşılarını yapmaktadır. Tüm gebelerimizin hastanede doğum yapması başlıca amacımız olup “Acil Obstetrik Bakım ve Misafir Anne Çalışmaları” kapsamında Aile hekimlerimiz tarafından tespit edilen riskli ve sorunlu gebelerin hastanede doğum yapmaları sağlanmaktadır. Toplum Sağlığı Merkezlerimizde açılan Gebe Bilgilendirme Sınıflarında hamilelik süreci, doğuma hazırlık, doğum sonrasında lohusalık ve yeni doğan bakımıyla ilgili gebelere bilgiler verilmektedir.
 
Kadınlarımızın sağlığını tehdit eden en önemli hastalıkların başında en sık görülen meme, rahim ağzı (serviks), kolon kanseri gelmektedir. Kanserin erken evrede yakalanmasında, kadınların henüz belirti ve bulgular ortaya çıkmadan öncelikle Aile hekimlerine veya sağlık kuruluşuna başvurmaları çok önemlidir. 30-65 yaş arası tüm kadınlara uygulanan Pap-Smear testi ve HPV tarama uygulaması (rahim ağzı bölgesinden ağrısız bir işlemle sürüntü örneği alınması) serviks kanseri erken tanısında uygulanan tarama testidir. Meme kanseri erken tanısında 40-69 yaş arası kadınların, ayda bir kez “Kendi Kendine Meme Muayenesi”  yapması, doktorlarının önerdiği aralıklarla meme muayenesi ve Mamografi Taramalarını yaptırmaları önerilmektedir. Kolon kanseri taramaları ise kadın, erkek 50-70 yaş arası tüm bireylere uygulanmaktadır.  Her üç kanser türü için de ilimizde KETEM, Aile Hekimleri, TSM’ lerde ve Sağlık Bakanlığı tarafından gönderilen gelişmiş cihazlarla donanımlı olan mobil tırımızda kanser taramaları yapılmaktadır.
 
Kadınlarımızın sağlığını tehdit eden hususlardan bir diğeri de kadına yönelik şiddettir. Şiddet denilince en sık görülen fiziksel şiddet anlaşılmaktadır. Ancak cinsel, duygusal ve ekonomik şiddet türleri de hiç de azımsanmayacak boyutlarda yaşanmaktadır. Birleşmiş Milletler “Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi” nde kadına yönelik şiddet, “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayalı bir eylem uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” şeklinde tanımlanmaktadır. Aile içi şiddet yetersiz beslenmeye, kronik hastalıkların artmasına, madde bağımlılığına, beyin ve organ travmalarına, geçici ve kalıcı hastalıklara, kronik ağrıya, düşüklere, anne ölümlerine, intiharlara neden olan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirilir. Şiddet mağduru ve risk altındaki kadınlarda depresyon, uykusuzluk, baş ağrısı, sıkıntılı olma hali, yoğun korku, değişikliklerden kaygı duyma sık rastlanan belirtilerdir. Eğitim alan personelimiz ve aile hekimlerimiz tarafından tespit edilen şiddet mağdurları tedavileri için ilgili kurum ve kuruluşlara yönlendirilmektedir. Her kadın, her anne bizim için kıymetlidir.
 
Karşılıksız emeğin, şefkatin, tükenmez kaynağı kadınlarımız, bizi millet yapan değerlerin her birimizde hayat bulmasında, yaşatılmasında en çok payı olan aile ve toplum hayatının temel direğidir. Bütün kadınlarımızın gününü kutluyor; savaşın hüküm sürdüğü ülkelerdeki kadın ve çocukların yaşadıkları dramların son bulmasını, şiddetten uzak, engellerden arınmış, kadınların hayatın her alanında hak ettiği şekilde temsil edilmesini temenni ediyoruz.